
Bazen her şeyi yapıyormuşuz gibi hissederiz ama yine de yetmez.
Bazen de hiçbir şey yapmadan sadece nefes almak isteriz ama o da olmaz.
İşte bu iki uç arasında bir yerlerde, iş hayatının içinde dengeyi arar dururuz.
Ben de çok uzun süre bu dengeyi dışarda aradım. Zaman yönetiminde, yapılacaklar listelerinde, planlarda, programlarda… Ama sonra fark ettim ki, en büyük dengesizlik aslında içimdeymiş. Çünkü dışarının ne kadar sessiz olacağını, benim iç sesimin ne kadar yüksek olduğuna göre ölçüyordum.
İş yerinde denge deyince çoğumuzun aklına ilk olarak “iş-özel hayat dengesi” geliyor. Oysa bence denge çok daha içsel bir mesele. Kendinle olan ilişkin ne kadar dengedeyse, işinle de o kadar uyum içinde oluyorsun.
Mesela bir toplantıda herkes konuşurken, sen sustuğunda bu bir denge olabilir.
Ya da biri haksızlık yaptığında, onu kırmadan sınır çizebildiğinde…
Bazen de her şeyi bilmene rağmen, bir adım geri çekilmenin sana iyi geleceğini fark ettiğinde.
Denge, görünenden çok hisle ilgili.
Bazen dışarıdan güçlü görünmek için içeride kendimizi ne kadar bastırdığımızı fark etmiyoruz.
Oysa gerçek denge, hem güçlü hem kırılgan olabileceğimizi kabul etmekle başlıyor.
Ben artık her sabah işe gitmeden önce kendime şu üç soruyu soruyorum:
1. Bugün kendime sadık kalabilecek miyim?
2. Bugün söylediklerimle içim bir olacak mı?
3. Bugün neye hizmet etmek istiyorum?
Cevaplar mükemmel olmak zorunda değil. Bazen sadece “bilmiyorum” demek bile yeterli.
Çünkü denge, her zaman bilmek değil… bazen sadece durmak, izlemek ve hissetmekle de kurulur.
İş hayatında “dengede” kalmak, sadece işleri yetiştirmek değil;
kendine rağmen yaşamamayı öğrenmek aslında.
Ve ben artık biliyorum ki…
Gerçek başarı, dış dünyayı susturmadan önce iç dünyayı duyabilmekten geçiyor.
—
Peki, iç sesimizi duyduğumuzda onun gerçekten kalpten mi geldiğini, yoksa bilinçaltındaki korkulardan mı yükseldiğini nasıl ayırt edeceğiz?
Bu soru, bana göre dengeyi kurmanın en can alıcı noktası.
Çünkü bazı sesler vardır, kulağa çok mantıklı gelir ama aslında seni içten içe tüketir.
Bazı sesler ise çok sessizdir, neredeyse görünmez… ama seni sana yaklaştırır.
Mesela diyelim ki bir iş arkadaşın sana karşı kırıcı davrandı.
İçinden bir ses hemen şöyle diyor olabilir:
“Sakın ses çıkarma, olay büyümesin. Sus, geçer.”
Bu ses kulağa barışçıl gibi gelir, ama kökeni belki de çocukluktan kalan bir “reddedilme korkusu” dur.
Kendini ifade etmeye hakkın olmadığını zannettiğin bir yerden konuşur.
Ama başka bir ses daha olabilir:
“Bu durum beni üzdü, bunu onunla paylaşmalıyım. Huzurlu olmak, kendimi bastırarak değil, kendimi dürüstçe ifade ederek olur.”
İşte bu ses, kalptendir. Cesaretlidir ama sert değildir. Kendini savunur ama başkasını ezmez.
Ya da şöyle bir örnek:
Önemli bir projede hata yaptın. İçinden gelen ilk ses şöyle diyebilir:
“Nasıl yaparsın bunu? Herkes senden şüphelenecek şimdi. Keşke bu işi almasaydın zaten.”
Bu ses, korkudan beslenir. Geçmişte duyduğun yargıların yankısıdır belki de.
Ama bir başka ses şöyle diyebilir:
“Evet, bu bir hataydı ama ben buradayım. Bu hatadan ne öğrendiğime odaklanabilirim. Bu da benim gelişimim.”
Bu ses, şefkatlidir. Suçlamaz, sarar.
İç sesin kalpten mi geldiğini anlamak için kendime küçük bir ölçüt koydum:
Bir düşünce beni daraltıyor, sıkıştırıyor ve yetersiz hissettiriyorsa; o ses büyük ihtimalle korkudan, şartlanmadan ya da egodan geliyor.
Ama eğer o düşünce beni rahatlatıyor, içime su serpiyorsa ve hareket alanı tanıyorsa; işte o kalptendir. Şunu da unutmuyorum: Kalpten gelen ses bazen çok sessizdir. O yüzden hemen duyulmayabilir. Ama içten gelir, acele etmez, bastırmaz.
Sadece “ben buradayım” der…
Ve eğer sessizleşebilirsek, onu duymamak mümkün değildir.
—
Peki ya kalpten gelmeyen, bizi aşağı çeken, korkudan konuşan iç seslerle nasıl baş edeceğiz?
İşte bu sorunun cevabını bir sonraki yazımda kaleme alacağım.
Çünkü sadece sesleri ayırt etmek değil, onları dönüştürmek de bu yolculuğun önemli bir parçası.
Şimdilik kendine bir iyilik yap:
Bugün duyduğun iç sesin gerçekten sana mı ait olduğunu fark etmeye çalış.
Belki ilk adım sadece bu:
Ayırt etmek.
Blogum: Biraz Bize Dair – Kariyer, Kişisel Gelişim, Motivasyon
